Your search results

MIPIM’de Doğru Marka, Yanlış Strateji!

Posted by alev midik on 20 March 2018
| 0

Fransa’nın Cannes şehrinde bu sene 29.’su düzenlenen MIPIM 2018 İnşaat ve Gayrimenkul Fuarı, her sene olduğu gibi bu sene de oldukça yoğun tempoda geçti. Fuara katılan marka şehirlerin performansları, olimpiyatları aratmayacak kadar görkemliydi. MIPIM’de kişi başı ziyaretçi giriş ücretinin 1.650 Euro olmasına rağmen bu kadar çok ziyaretçinin katılması, fuarın ne kadar doğru hedef kitleye ulaştığının ve başarılı olduğunun da bir kanıtıydı.

Gayrimenkul sektöründe neler olduğunu, marka şehirlerde hangi gayrimenkul yatırımlarının yapıldığını öğrendiğimiz MIPIM 2018 Fuarı’nda, gayrimenkul yatırımcısının ikna olma alışkanlıklarının da değiştiğini gördük. Yatırımcı artık gayrimenkulün sadece görsel beğenisine hitap etmesini değil, yatırımını etkileyecek fiziksel faktörleri de göz önünde bulunduruyor. Bunların başında da yatırım bedelinin “geri dönüş” süresi geliyor. MIPIM Fuarı da bu değişimden etkilenerek, klasik pazarlama cümlelerin kullanıldığı bir atmosferden çıkıp, şehirlerin nüfusunu ve nüfus artış hızını, şirketlerin o şehirde doğan nüfus taleplerini nasıl karşıladığını, üniversite öğrencilerinin yurt ihtiyaçlarını, yatırım yapılacak şehirlerin ekonomik verilerinin ve master planları üzerinden yeni yerleşkelerinin anlatıldığı bambaşka bir atmosferde gerçekleştirildi.

Şehirlerin 2040 yılı hedeflerinin konuşulduğu, hızla gelişen teknolojinin gayrimenkul sektörü ile uyumunun anlatıldığı bu atmosferden açıkçası büyülenmemek elde değil.

Türkiye olarak İstanbul Ticaret Odası’nın liderliğinde yine “İstanbul” teması ile katıldığımız MIPIM Fuarı’nda Türk şirketleri olarak elimizden geleni yaptığımız halde, büyük oyuncuların hızına yetişemediğimiz bir gayrimenkul olimpiyatları geçirmiş olduk. MIPIM Fuarı gösterdi ki, Türkiye olarak gayrimenkul sektöründe böylesine önemli bir fuarda İstanbul markasını koruyarak, fuarın başından sonuna kadar yetkili ve etkili bir organizasyon içerisinde planlama yapmamız gerekiyor. Bunun için de öncelikli olarak dinamik bir lidere ihtiyaç doğuyor.

MIPIM gibi uluslararası gayrimenkul fuarlarında Türkiye’deki gayrimenkul finansının konuşulması, şehirlerimizdeki yatırıma değer iş imkanlarının anlatılması, hangi şehrimize neden yatırım yapılması gerektiğini vurgulayan bir anlatımı ön plana çıkarmalıyız. Dünyada markalaşmış mega projelere imza atmış inşaat yapım şirketlerimizin bu fuarda Türkiye’yi temsilen boy göstermesi gerekir. Türk inşaat üretiminin kalitesini ve hızını konuşturmalı, Türkiye’deki kentsel dönüşümden doğan yatırım fırsatlarını konu edinmeli, dünyanın neresinde olursa olsun çok çabuk organize olabilen ve hemen üretime geçebilen inşaat firmalarımızın dinamizmini bu fuarda desteklemeliyiz.

Bu kadar başarılı olduğumuz inşaat üretiminde, yurt dışı pazarında varlık göstermek konusunda dünyanın gerisinde kalamayız! 3 yıldır İstanbul maketi üzerinden sürdürdüğümüz pazarlama tarzımızla daha fazla yol alamayacağımız bir kez daha net biçimde ortaya çıktı. İstanbul çadırı marka anlayışında harika bir konuma sahip olsa da İstanbul maketi misyonunu tamamladı. Bu fuarlarda birbirimizi ağırlayarak Türk ekonomisine katkı sağlayamayız. İç pazarda birbirini tanıyan insanların bir araya geldiği bir organizasyondan öteye gitmeyen bir etkinliğin sektöre hiçbir katkısı olmayacak. Bizim dünya gayrimenkul sektörüne kendimizi anlatmamız ve yabancı yatırımcıyı ülkemize çekmemiz gerekiyor. MIPIM 2018 Fuarı’nda gördük ki dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan Dubai bile ülkesindeki gayrimenkul yatırımları için ülke dışından finans yatırımcısına ihtiyaç duyuyor.

Her fuar sonrası yaşadığımız gibi MIPIM 2018’den sonra da kendi kendimizi eleştirirken harika fikirler ortaya koyuyoruz. Uygulamaya geldiğinde yine geçmişteki hatalarımızı tekrarlamaya devam ediyoruz. Önümüzdeki yıllarda düzenlenecek fuarlarda büyük oyuncularla rekabet edebilmemiz için bir an önce MIPIM 2018 Fuarı’nda etkili olan kişiler olarak bir araya gelmemiz ve gelecek yıl düzenlenecek fuar için şimdiden çalışmalara başlayarak bir senaryo oluşturmamız gerekiyor. Oluşturacağımız bu senaryoyu Türkiye’nin geçmiş 10 yılını detaylı inceleyerek, gelecek 30 yılını kapsayan perspektifte hazırlamalıyız. Gerçekten dünya ile rekabet etmek istiyorsak, klasik pazarlama cümlelerinden kurtulmalıyız. Çünkü, dünyanın son yıllarda konuştuğu İpek Yolu ticaretinin önemli bir ayağını oluşturan Türkiye’nin, İstanbul gibi bir markaya sahipken anlatacağı çok şey, gideceği çok yolu var.

 

 

Compare Listings